En güzel örtüyü
sermeliyim masaya. En güzel şamdanları çıkarmalıyım bugün. En sevdiğimiz
yemekler de tamam. Az kaldı birazdan gelir Cenk’im.
Bir mesaj göndereyim.
“Aşkım akşama sürpriz
misafirimiz var geç kalma” (Gönderildi)
Saat 18:45. Her şey
hazır. Artık bekleme zamanı. Her geçen arabada acaba o mu diye pencere önüne
koşma heyecanı. Araba beklerken karşıda çiçek açan ağaçlara bakıyorum.
Leylakların kokusunu hissediyorum. En sevdiğim renkle bezenmişler yine. Bu
ağaçlar hep böyle güzel görünüyor muydu ki diye soruyorum kendime. Baharı içime
çekiyorum. İlk kez karşıda gördüğüm horoza kızamıyorum beni zamansız
uyandırdığı için. Pidecinin kedisi sanki bana gülümsüyor. Karşı apartmanın
tırmalayan rengi bile ilk kez hiç sinir bozucu gelmiyor gözüme. Pencereyi açıp
yoldan geçenlere selam veresim geliyor. Son bir kez aynaya bakmak için içeri
geçiyorum. Kendime gülümseyip göz kırptıktan sonra beyaz bir kağıda birkaç
satır yazıp onu da masaya bırakıyorum özenle.
18:50. Ve işte zil çaldı.
“Hoş geldin bitanem J”
“Hoşbulduk aşkım da misafir
kim merak ettim.”
“Sürpriz dedim ya, yemek
odasında bekliyor. Uzun yoldan gelmiş yorulmuş. Hadi yemeğe geçelim.”
Yemek odasının kapısına
yöneliyorum, ne olur ne olmaz meraklı kocam aniden açıp sürprizi bozmasın diye kilitlediğim
kapının anahtarını çıkarıyorum cebimden. Yaramaz bir çocuk gibi beliriyor
yanımda Cenk. Sen kapının önünde durma, biraz yan tarafta bekle deyip
uzaklaştırıyorum. Meraklı, heyecanlı, şaşkın bekliyor… Kapıyı açıp “gel”
diyorum elinden tutarak. İçeriye giriyoruz. Boş odaya bakıyor önce, bir anlam
veremiyor. Tam bana “kimse yok ama burada” diyecekken masaya ilişiyor gözleri.
Kalbim sanki bana bu heyecana daha fazla dayanamayacağım diyor tüm hızıyla
atarak. Ellerim titriyor.
“Aşkım?” diyebiliyor sadece.
Oda sessiz ama sanki dünyanın en güzel bütün sesleri orada o an. Ya da
kelimesiz geçen her saniyesi en güzel şiirlerle, dualarla dolu. Her zaman 2
kişilik hazırlanan masanın 3. kişi için hazırlanan kısmına bakıyor. Bir tabak
ve üzerinde bebek mama önlüğü... Koltuğa bakıyor, bir bebek zıbını… altında da
ayakkabıları. Ve tabağın yanındaki nota bakıyor sonra “ “merhaba babacım, seni
çok seviyorum…" Ve işte bu andan sonrayı anlatacak hiçbir kelimeyi bulamıyorum!
Evet biz anne baba
olacağız! Böyle bir cümlenin peşinden gelen her cümle eksik sanki, öznesiz,
yüklemsiz, ifadesiz. Bu duygular nasıl anlatılır bilmiyorum. Tek bildiğim o
akşam sevgilimde daha önce hiç görmediğim bir sevinç gördüm, gözlerinde diğer
gördüklerimden çok farklı bir ışık gördüm. Gözlerimizden akan gözyaşları bugüne
kadar en anlamlısıydı sanki, yediğimiz en güzel yemekti, en uzun akşamdı, en
mutlu çifttik biz! İlk kez anne babaydık biz!
0 yorum:
Yorum Gönder