20 Nisan 2012 Cuma

Betül & Cenk


En güzel örtüyü sermeliyim masaya. En güzel şamdanları çıkarmalıyım bugün. En sevdiğimiz yemekler de tamam. Az kaldı birazdan gelir Cenk’im.
Bir mesaj göndereyim.
“Aşkım akşama sürpriz misafirimiz var geç kalma” (Gönderildi)
Saat 18:45. Her şey hazır. Artık bekleme zamanı. Her geçen arabada acaba o mu diye pencere önüne koşma heyecanı. Araba beklerken karşıda çiçek açan ağaçlara bakıyorum. Leylakların kokusunu hissediyorum. En sevdiğim renkle bezenmişler yine. Bu ağaçlar hep böyle güzel görünüyor muydu ki diye soruyorum kendime. Baharı içime çekiyorum. İlk kez karşıda gördüğüm horoza kızamıyorum beni zamansız uyandırdığı için. Pidecinin kedisi sanki bana gülümsüyor. Karşı apartmanın tırmalayan rengi bile ilk kez hiç sinir bozucu gelmiyor gözüme. Pencereyi açıp yoldan geçenlere selam veresim geliyor. Son bir kez aynaya bakmak için içeri geçiyorum. Kendime gülümseyip göz kırptıktan sonra beyaz bir kağıda birkaç satır yazıp onu da masaya bırakıyorum özenle.
18:50. Ve işte zil çaldı.
“Hoş geldin bitanem J
“Hoşbulduk aşkım da misafir kim merak ettim.”
“Sürpriz dedim ya, yemek odasında bekliyor. Uzun yoldan gelmiş yorulmuş. Hadi yemeğe geçelim.”
Yemek odasının kapısına yöneliyorum, ne olur ne olmaz meraklı kocam aniden açıp sürprizi bozmasın diye kilitlediğim kapının anahtarını çıkarıyorum cebimden. Yaramaz bir çocuk gibi beliriyor yanımda Cenk. Sen kapının önünde durma, biraz yan tarafta bekle deyip uzaklaştırıyorum. Meraklı, heyecanlı, şaşkın bekliyor… Kapıyı açıp “gel” diyorum elinden tutarak. İçeriye giriyoruz. Boş odaya bakıyor önce, bir anlam veremiyor. Tam bana “kimse yok ama burada” diyecekken masaya ilişiyor gözleri. Kalbim sanki bana bu heyecana daha fazla dayanamayacağım diyor tüm hızıyla atarak. Ellerim titriyor.
“Aşkım?” diyebiliyor sadece. Oda sessiz ama sanki dünyanın en güzel bütün sesleri orada o an. Ya da kelimesiz geçen her saniyesi en güzel şiirlerle, dualarla dolu. Her zaman 2 kişilik hazırlanan masanın 3. kişi için hazırlanan kısmına bakıyor. Bir tabak ve üzerinde bebek mama önlüğü... Koltuğa bakıyor, bir bebek zıbını… altında da ayakkabıları. Ve tabağın yanındaki nota bakıyor sonra “ “merhaba babacım, seni çok seviyorum…" Ve işte bu andan sonrayı anlatacak hiçbir kelimeyi bulamıyorum!
Evet biz anne baba olacağız! Böyle bir cümlenin peşinden gelen her cümle eksik sanki, öznesiz, yüklemsiz, ifadesiz. Bu duygular nasıl anlatılır bilmiyorum. Tek bildiğim o akşam sevgilimde daha önce hiç görmediğim bir sevinç gördüm, gözlerinde diğer gördüklerimden çok farklı bir ışık gördüm. Gözlerimizden akan gözyaşları bugüne kadar en anlamlısıydı sanki, yediğimiz en güzel yemekti, en uzun akşamdı, en mutlu çifttik biz! İlk kez anne babaydık biz! 




0 yorum:

Yorum Gönder

Blogger tarafından desteklenmektedir.